Masaj Koltuğu

Şubat 12th, 2010 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık No Comments »

Masaj Koltuğu yeni jenerasyon ürünleri içerisinde yer alan rahatlığın ve üzerinde oturulduğunda keyifli zamanlar geçirebileceğiniz eşsiz bir koltuktur. Masaj koltukları üzerine oturduğunuz zaman tek bir tuşa dokunmanız ile her yerinize titreşimli masaj uygulaması yapar.

Masaj Koltuğu

Masaj Koltuğu

Elektrik ile çalışır, ayaklara, boyuna, sırta ve vücudun diyer hassas bölgelerine titreşimli bir masaj yapar. Masaj koltuğu modelleri farklı programlar ile ayarı modüllerde çalışabilir. Manuel olarakda bir nokta belirleyim onun üzerinde yoğunlaşmanız mümkündür.

Masaj Koltuğu Modelleri

Masaj Koltuğu Modelleri

İçerisinde bulunan hava yastıkları, titreşim motorları ve ısıtma sistemleri yeni nesil masaj koltukları modelleri içerisinde bulunmaktadır. Masaj, çok eski kültürlerden gelen bir nevi tedavi uygulamasıdır.

Jetonlu Masaj Koltukları

Jetonlu Masaj Koltukları

Bazı hastalıklar masaj ile tedavi edilir ve çoğu kişi rahatlamak için masaj salonlarına gitmektedir. Günümüzde herşeyin geliştiği tekonolijik bir Dünya içerisinde yer aldığımız için artık herşey evimize kadar geliyor. Masaj koltuğu bu ürünlerden bir tanesi evinizi masaj salonuna dönüştürebilirsiniz. Farklı mekanlarda sürekli karşımıza çıkar jetonlu masaj koltuğu dinlenme tesisleri, sinemalar, oteller, spor salonları gibi yerlerde para ile çalışan modelleri vardır. Masaj koltukları ile vücudunuzdaki kan dolaşımı hızlanır, kaslar gevşer, ağrılar hafifler, kas bölgeleri rahatlar.

Masaj Koltuğu Çeşitleri

Masaj Koltuğu Çeşitleri

Bunun gibi daha birçok özelliği mevcut farklı çeşitlerde masaj koltuğu vardır. Masaj Koltuğu Fiyatları 1500TL – 4000TL arasında modellere ve kalitesine göre değişmektedir.

Kaynak :
Masaj Koltuğu


Adaçayının Faydaları

Ocak 26th, 2010 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık No Comments »

Adaçayı tüm bedeni güçlendirir. Hastalık sonrası güçsüzlüğe karşı hastanın toparlanmasına yardımcı olur. Kanı temizler, hasta karaciğeri de olumlu etkiler. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, balgam söker, gazların çıkarılmasını sağlar. Bunlar için günde iki su bardağı adaçayı içilmelidir. Adaçayını demlemek de çok kolaydır. Bir bardak sıcak suyunun içerisine çay kaşığı boyutundan biraz daha küçük adaçayı bitkisini ekleyip 3-4 dakika bekletiniz. Çıkartıp demlenmiş çayı tüketebilirsiniz.

Kaynak: Adaçayının Faydaları

Kaynak :
Adaçayının Faydaları


Dişi Şeytan

Ocak 26th, 2010 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık No Comments »

basakSevgili okurlar şu bazı fanatiklerin içinde olan özellikle dini fanatiklerin, toplumsal yaklaşımları zaman zaman hoşuma gitmiyor değil yani. Ben türban ve din karşıtı bir insan asla değilim ve olanları da ırkçı kabul ederim. Zira benim de imam Hatip mezunu çok samimi arkadaşlarım vardır. Geçenlerde Ankara’da Hacı Bayram Camii nin yerindeki kitapçıları gezerken başıma gelen olayda o İmam Hatip mezunu arkadaşlar bile bana hak verdiler.
Kitapları incelerken, dükkan içindeki bir gençten çirkin ama çok çirkin laf geldi bana.

Afalladım ve “sen nasıl bu kadar terbiyesiz olabiliyorsun?” dedim öfkeyle. O da bana gülerek “senin benim nefsimi ayağa kaldırmaya hakkın yok!” demesin mi?.” Baktım üzerime soğuktan lahana gibi kat kat giyinmişim bir de nefsini harekete geçirecek hiçbir olay yok gördüğüm kadarıyla da hemen” senin nefsinden ben mi mesulum? Sen mesulsun” diyince oğlan sustu kaldı. Kalmalı da kendini biliyorsa!
Evet konu bu! Nedir bu erkeklerin elinden çektiğimiz ya!  Sözüm meclisten dışarı diyerek, bunların içindeki bazıları var ki en akla gelmedik şeylerde tahrik oluyorlar ve sonra bizi tahrik edici dişi şeytan olarak görüyor olduklarını fark ettiğimi belirteyim.
Ve her kültür kesiminin erkeklerinin içinde rastlamanız mümkündür.
Kabul ediyorum ki, bazı kadınlarımız da teşhirciliği hastalık boyutunda taşır ve huy edinirler.
Ama biraz mantık ya! Kurunun yanında yaşta yanmasın artık bıktık!
Lahana gibi kat kat giyinip gitmişim de neremi gördün de nefsin kalktı senin terbiyesiz!
Beyler, yani kendini bilen beylere sesleniyorum buradan! İçinize bu tiplemeler düşer mutlaka dost babına, eğitmek te size düşer ve bunun için ricada bulunuyorum. Çünkü kişinin sosyalitesi çevresiyle gelişir. Ve ben de bu yazımı okuyan bütün kendini bilen beylere çabaları için şimdiden yürekten teşekkür ediyorum.
Eğer siz bu fedakarlığı sağlarsanız, karşınızdaki dişi şeytanlar, artık meleğe dönüşüverirler. Dönüşmeyenlerse, “su testisi su yolunda zaten kırılır” deyip yollarını açık etmek lazım . Çünkü nasıl olsa belalarını bulacaklar.

Kaynak :
Dişi Şeytan


Ahmet Maranki Kozmik Bebek Mamaları

Ocak 24th, 2010 admin Posted in Bilgi, Dekorasyon, Hastalık, Sağlık No Comments »

bebekKozmik bilim geleceğimizim teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı nesiller için kainat eczanesinden çocuklarımızın nasıl besleneceğine dair bir takım aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır.

Çocuklar için hazırlanan mamalar,6′ın cı ayından itibaren bebeklerinize rahatlıkla verilebilir.

Günlük meyve tiketimi; 06-1 yaş 1 porsiyon,1-6 yaş arası 2 porsiyon olmalıdır.

Yeterli anne sütü olmayan bebeklerde,hazır mamalar ve şekerli konsantre ürünlerle beslenen çocuklarda; ileriki yaşlarda diyabet (şeker), astım alerji, üst solunum yolu hastalıkları ve bağışıklık sisitemini olumsuz etkileyip etkilemediği bilimsel olarak araştırılmaktadır.

Doğal yollarla hazırlanan çoçuk çorbaları,mamaları,organik meyve su  ve diger malzemeleri domatessuyu’nun uzantısı olan karpuzsuyun.com. da arzu eden dostlarımız bulabileceklerdir. Sizleri lezzetli yemeklere, aynı zaman da beslenmeye davet ediyoruz.

Kaynak :
Ahmet Maranki Kozmik Bebek Mamaları


Katı meyve sıkacağı Bosch MES3000

Aralık 17th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık No Comments »

Soğuk havaları iyiden iyiye hissettiğimiz kış aylarında hastalıklar kendini her yönüyle göstermeye başladı. Hem hastalıktan korunma ve vücudumuzun direncini arttırmak için taze meyve ve sebze sularını içmekte fayda vardır. Özellikle çocuk ve yaşlıların bu konuda daha hassas ve dikkatli olmalı. Meyve ve sebzeleri normal bir sıkıcakla sıktığımız zaman hem çok yorucu oluyor hem de sıktığımız meyvelerden tam anlamıyla faydalanamıyoruz.

Bosch insanlara hayatı kolaylaştıran teknolojileri evimize sokan markaların öncülerinden. Bu amaçla Bosch MES3000 modeliyle katı meyve sıkıcağıyla mutfaktaki en önemli eksiğimiz tamamlamıştır. Zahmetsizce sebze ve meyveleri hiç kesmeden suyunu en doğal haliyle sıkıyor. Adeta vitamin bombası hazırlayıp kış aylarını hastalanmadan geçirebilirsiniz.

Bosch MES3000 katı meyve sıkacağı
Bosch MES3000 katı meyve sıkacağı

Bosch MES3000′ le güne taze sıkılmış meyve sularıyla uyanabilirsiniz. Hem de hiç yorulmadan.

Çocuklar çoğu zaman meyveyi meyve olarak değil suyunu içmeyi tercih ederler. Okula gitmeden önce rahatlıkla hazırlayacağınız meyve sularını içirtebilirsiniz. İçiniz rahat bir şekilde okula yollayabilirsiniz.

Bosch MES3000′in kullanım açısından en güzel özelliği her parçasının ayrılıp bulaşık makinasında yıkanabilir olması. Ayrıca sıktığınız meyvenin posasını otomatik olarak ayrı bir hazneye atıyor. Suyunu başka bir haznede köpüksüz olarak sıkıyor. Alt tabandaki lastikleri ürünü çalıştırırken titremesin engelliyor.

Kaynak :
Katı meyve sıkacağı Bosch MES3000


Cilt Bakımı Ve temizliği

Aralık 15th, 2009 admin Posted in Bilgi, Dekorasyon, Hastalık No Comments »

cilt-temizligi

Temizlenmeyen cilt belli bir süre sonra ölü hücrelerle kaplanır. Ciltte biriken ölü hücreler derinin kalınlaşmasına neden olur. Bu sebeple oksijensiz kalan cilt, cansız ve hastalıklı görünür. Cildi temiz tutmak, ölü hücrelerden arındırmak cildin taze ve genc kalmasına yardımcı olur. Bu bilgilerden yola çıkarak cildimizi haftada 1 – 2 kez ölü hücrelerden arındırmak faydalıdır.

Cilt temizliği için iki yöntemi kullanmanızda bir sakınca yok

Peeling

Cildi en hızlı ve en kolay arındırma yoludur.Peeling; kıvamlı içinde tanecikleri olan ürünlerdir.
Uygulamaya başlamadan mutlaka cilt ılık suyla yıkanmalı, gözenekler acılmalıdır. Daha sonra peeling yeterli miktarda alınarak yüze uygulanmalıdır. Cilde dairesel hareketler ile ürün iyice uygulandıktan sonra ılık su ile yüz yıkanıp durulanmalıdır . Durulamalarda havlu değil de kağıt mendil ve kağıt havlu kullanınız

Buhar Banyosu

Cildin nefes almasında önemli bir katkısı olan buhar banyosu haftada bir kez mutlaka uygulanmalıdır. Bu uygulamanın faydaları; gözenekleri acar siyah noktaların cildinizden temizlemenize zemin hazırlar.Buhar banyosu maliyeti en az olan uygulamadır.

Üst yüzeyi geniş bir kapta yaklasık 1 litre kadar su kaynatın.Kaynayan suyu ocaktan aldıktan sonra başınızın üzerine bir bez örterek,kabın üzerine eğilin. Yaklaşık 10-15 dakika sonra uygulamayı sonlandırın.Yüzünüzü temiz bir havlu ile kurulayıp cildinize uygun bir tonik sürün.

Maske

Cildi derinlemesine temizlemenin en etkili yoludur. Cilte siyah noktaların oluşumunu azaltır,gözenekleri temizler,cildi sıkılaştırır.

Uygulanmasına gelince;

Her zaman oldugu gibi işleme başlamadan önce yüzümüzü ılık su ile yıkayalım.Temiz bir havlu yardımıyla kuruladıktan sonra Maskemizi yüzümüze bir tabaka halinde sürelim. Maskenin kullan süresi seçtiğiniz ürünün kullanma talimatında belirtilmiştir. Mutlaka o süreye uyun. Daha sonra cildinizi ılık su yardımıyla dairesel hareketlerle iyice temizleyin.

Not: Maske yada peeling uygulamalarından önce buhar banyosu yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız


Kolay hamile kalmak için

Aralık 15th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Haberler, Hastalık, Sağlık, Yapı No Comments »

Hamile kalmak istiyorsanız ne yapmalısınız? Kolay hamile kalmak için anne adayına düşen görevler nelerdir? Hamile kalma hakkında aklınıza gelen tüm soruların yanıtlarını Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tülin Gürel Kocatepe pudra.com’a anlatıyor:

Ayın hangi döneminde hamile kalma şansı fazladır?
Verimliliğin en yüksek olduğu dönem, kadının yumurtlama gününe en yakın 3-4 günlük dönemdir. 28 günde bir adet gören bir kadında, yumurtlama günü adetin 14’üncü günüdür. Adetin başlamasından sonraki 10 ile 14 gün arası, gebelik şansının en yüksek olduğu, yumurtlamanın olacağı süreçtir. Bu süreç, siklusun (adet döngüsü) uzunluğuna göre kadından kadına değişir. Örneğin, 30 günde bir adet gören birinde yumurtalama 16’ncı güne, 26 günde bir adet gören bir kadında ise 12’nci güne kayar. Adetin ilk gününden, bir sonraki adetin ilk gününe kadar olan süreci rakamsal olarak bulduktan sonra, bundan 14 çıkararak yumurtlama gününü kesin olarak hesaplayabilirsiniz. Ancak, tabii yumurtlamanın tam olarak o gün olacağının da bir garantisi yok. Bu güne yakın olan son dört günlük aşama, yani 10 ile 14 gün arası gebeliği yakalayabilmek açısından en sık cinsel ilişkiye girilmesi gereken dönemdir.

Düzensiz adet görenler yumurtlama günlerini nasıl hesaplayabilir?
Düzensiz adet görenlerin yumurtlama sürelerini kesin olarak belirlemeleri çok zordur. Çünkü zaten yumurtlamaları düzensiz olduğu için adet dönemleri de düzensizdir. Eczanelerde satılan Elisa yöntemiyle, idrarda LH dediğimiz hormonun pik’ini (zirve yapmasını) ölçen birtakım kitler ile düzenli idrar analizi yaparak, kadınlar kendi kendilerine yumurtlama günlerini tespit edebilirler. Fakat kitlerin de güvenilirliği yüzde yüz değildir. Bazal vücut ısısı ölçümüyle birlikte bu kitlerden yararlanılması hastalara kolaylık sağlayabilir.

Hamile kalmayı kolaylaştırmak için ne sıklıkta cinsel ilişkiye girilmeli?
Düzenli olarak haftada ortalama iki kez cinsel ilişki öneriyoruz. Elbette üç ve daha fazla ilişkiye girenlerde gebelik şansı daha yüksektir. Kadının en verimli olduğu süreçten daha fazla yararlanmak söz konusudur. Buna karşılık haftada bir veya daha az ilişkiye giren çiftlerde gebe kalabilme süresi uzar.

Kolay hamile kalmak için anne adayına düşen görevler nelerdir?
Hamile kalmak isteyen kadının, dengeli ve düzenli bir hayat tarzını seçmesi, düzenli beslenmeye çalışması, uyku düzenini koruması, varsa sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklarından uzak durması gerekiyor. Eğer bildiği kronik bir hastalığı varsa, bunun giderilmesine yönelik doktor tedavisi alması yerinde olur. Bu kronik hastalığı yüzünden kullandığı ilaçların da gözden geçirilmesinde fayda var.

Hangi yaşlarda daha kolay hamile kalınabilir?
Kadınlar, 20-30 yaş arasında, doğurganlıklarının en yüksek olduğu dönemde daha rahat gebe kalabilirler. 35 yaşından sonra gebe kalabilirlik, yumurta olgunlaşma sürecinin bozulması yüzünden azalmaya başlar ve 40 yaşından sonra belirgin olarak azalır.

30-34 yaş arasında her 7 kadından 1’i gebe kalamama problemiyle karşılaşıyor. Bu oran, 35-40 arasında her 5 kadından 1’e düşüyor. 40 yaşından sonra da her 4 kadından 1’i bir yıl düzenli ilişkiye girmesine ve gebeliği istemesine rağmen hamile kalamıyor. Erkeklerin baba olma yaşı ile kadınların gebe kalabilirliği arasında sıkı bir bağlantı yok.

Hamileliği kolaylaştıran yiyecekler var mı?
Hamile kalma olasılığını artırdığı saptanmış herhangi bir besin maddesi yok. Fakat gebelik öncesi ve gebelik sırasında tavsiye edilen besin grupları var. Bunlar folik asit, demir, çinko ve kalsiyum açısından zengin olan gıdalar: Yani süt ve süt ürünleri; omega 3 açısından zengin olan ceviz, balık eti, kırmızı et ile baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler.

Anne adayının dengeli ve düzenli beslenmeye çalışması çok önemli. Çünkü bebeğin hem zihinsel hem fiziksel olarak gelişimi anne karnındaki süreçte başlıyor ve ilk iki yaşına kadar devam ediyor.

Hamile kalmayı kolaylaştıran ilaçlar var mı?
12 aylık düzenli cinsel ilişkiye ve tüm koşulların uygunluğuna rağmen hamile kalamayan çiftlerde, doktor kontrolünde kullanılabilecek bazı ilaçlar var. Yumurtlamayı uyarmak, canlandırmak için kullanılan, “ovülasyon indiksiyon” dediğimiz ilaçlar bunlar. Hap, iğne şeklinde verilebilen ilaçlar, kendi kendinize kullanabileceğiniz ilaçlar değil, sadece doktor kontrolünde almanız gerekiyor.

Tiroit fonksiyon bozukluğu yaşayan insanlarda bunun giderilmesine yönelik bazı ilaçlar, prolaktin hormonunun fazla olduğu durumlarda bu hormonu düşürmeye yönelik bazı ilaçlar da var. Bunlar da kadın doğum uzmanının dahiliye uzmanıyla konsültasyonu sonucu belirlenecek tedavilerdir.

Hangi hastalıklar hamile kalmayı güçleştirir?
Her 100 kadından 3’ünde gördüğümüz, polikistik over sendromu denilen, yumurtlayamama problemini yaşayanların gebe kalabilirliği daha düşüktür. Guatr gibi tiroit fonksiyon bozukluğu hastalıkları, beyinden salgılanan süt hormonu prolaktinin fazla salgılandığı “hiperprolaktinimi” hastalığı gibi hormonal düzensizlikler ve çikolata kisti dediğimiz “endometriozis” de gebe kalabilirliği olumsuz etkiler. Ayrıca, kronik böbrek hastalığı, kalp damar sistemi rahatsızlıkları da gebe kalma olasılığını olumsuz yönde etkiler.

Vücut ısısı ölçülerek hamile kalmak için en uygun zaman saptanabilir mi?
Henüz yataktan kalmadan, herhangi bir aktivitede bulunmadan ölçülen vücut ısısına “bazal vücut ısısı” denilir. Bazal vücut ısısı ölçümü hassas bir dereceyle yapılır. Bu ısı, yumurtlamanın hemen akabinde artar. Fakat vücut ısısı, geçirilen enfeksiyonlardan, uykusuzluktan, aktivitelerden etkilenebileceği için, sadece buna dayanarak yumurtlamayı belirlemek her zaman çok güvenilir olmayabilir.

İlgili haberler:

Neden hamile kalamıyorum? Yumurtlama bozuklukları, hormon yetmezliği, tüplerin tıkalı veya hasarlı olması gibi nedenler kadınlarda hamile kalamamasına neden oluyor.

Hamile kalmaya karar verirken Sağlıklı bir hamilelik için kararınızı vermeden önce doktorunuza danışmanız gereken konular…

Hamile kalma şansınızı artırın Yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler ile hamilelik şansını artırmak zor değil!

Hamile kalma şansı yaş ilerledikçe azalıyor Uzmanlar, sağlıklı bir bebek sahibi olmak için ideal yaşın 35-37 yaş öncesi olduğunu belirtiyor.

Hamilelik öncesi beslenme Hamile kalmak isteyen kadınların, sağlıklı ve dengeli beslenmesi gebelik şansını artırıyor.


Kadınlarda cinsel isteksizlik

Aralık 15th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık, Sağlık No Comments »

Her üç kadından birinde görülen cinsel isteksizlik, cinsel arzunun azalması ya da tümüyle ortadan kalkması anlamına gelir. Ancak şunu iyi bilmek gerekir: Bir kadında cinsel ilişkiye karşı istek olmasa da sevişme erkek tarafından başlatıldığında kadın uyarılabilir ve orgazm da olabilir. Bu nedenle arzu azalması ile uyarılma ve orgazm bozukluğu ayrımını yapmak gerekir.

Evlilik çatışmaları cinselliğin düşmanı
Cinsel isteksizlik, sıklıkla normal bir cinsel yaşamı takiben erişkinlikte ortaya çıkar. Hastalığın ileri durumlarında kadın kendini tümüyle her türlü cinsel içerikli eylemden uzaklaştırarak kendi içine kapanabilir. Cinsel arzu bozuklukları en çok evlilik çatışmaları ve eşler arası uyumsuzluğa bağlı olarak meydana gelir. İş stresi, kişisel stres, aile içinde hasta bir bireyin varlığı, maddi problemler, çocuğu olanlarda çocukla ilgili problemler de isteksizliğin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. İlaç kullanımı, hastalık, depresyon, stres, uyuşturucu kullanımı, yaşlanma ve hormonal değişiklikler de cinsel arzunun azalmasına neden olan diğer durumlardır. Menopoz, doğum sonrası dikiş yerlerinin iyileşmesi ya da diğer nedenlere bağlı olarak ilişki esnasında ağrı oluşması uzun süre devam ettiğinde, cinsel arzunun azalmasına neden olabilir.

Hamile kalma korkusu isteksizlik yaratabilir
Dini inançlar, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları, maskalenmiş farklı cinsel eğilimler, hamile kalmaktan ve cinsel yolla bulaşan hastalık kapmaktan aşırı korkma, gizli kalmış (bilinçdışı) homoseksüellik, kendine güvensizlik, başarısızlık korkusu, insanlarla yakınlık kuramama, cinsellikten suçluluk duyma, çocuklukta ya da daha sonra cinsel tacize uğramış olma, kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle baskılama, daha çok uyarılma ve orgazm bozukluğuna neden olmakla beraber, cinsel arzunun azalmasına da yol açabilir. Gebeliğin ilk üç ayı ile son üç ayı da isteğin fizyolojik olarak azaldığı bir dönemdir.

Cinsel isteksizlik nasıl giderilir?
Cinsel isteksizlik, normal seyrinde süren bir seks hayatında da karşılaşılabilecek bir sorun. Bir gün ya da bir hafta sürmesi normal algılanabilirken, üç ay süreyle cinsel isteksizlik yaşanması, bunun ciddi bir sorun olduğu anlamına gelir. Cinsel isteksizlik tedavisi en zor cinsel işlev bozukluğudur. Bazen ilaç tedavisi uygulansa da bunlar genellikle deneysel çözümlerdir. En doğru tedavi psikolojik olarak uzman desteği ile gerçekleşir. Tabii tedavide eşlerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kurmayı becerebilmeleri de önemli. Öyle ki iyi bir cinsellik için siz eşinizden ne istediğinizi ona söyleyebilmeli, eşinizin de sizden istediklerini açıkça ifade etmesine izin vermelisiniz.


Trişinoz nedir

Aralık 15th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık, Yapı No Comments »

trisinoz

İyi pişirilmemiş domuz eti ya da domuz etinden yapılmış sosis, salam gibi yiyeceklerle bulaşan trişin adındaki domuz parazitlerinin oluşturduğu bulaşıcı bir hastalıktır. 3-4 mm.’lik trişinler bağırsak duvarlarına gömülerek yaşarlar ve dişileri embriyonlarını kan ve lenf damarlarına vererek tüm vücuda yayarlar. Vücuda yayılan kurtçuklar kasların içine yu­valanırlar.

Trişinoz, yemek pişirme tekniklerine bağlı olarak, özellikle güneydoğu Asya’da sık görülmektedir.

Trişinellozis enfeksiyonun bir diğer ismidir.


Trişinoz Nasıl Tedavi Edilir

Aralık 15th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Hastalık No Comments »

trisinoz2

Enfeksiyonun hafif düzeyde olduğu kişilerde, hastalık genellikle tedavi gerektirmeksizin kendiliğinden iyileşir.

Semptomların daha şiddetli olduğu durumlarda, doktorunuz ilaç tedavisi önerecektir. İlaçlarınızı doktorunuzun talimatları doğrultusunda almanız son derece önemli, çünkü enfeksiyon tekrarlayabilir.

Eğer ciddi bir enfeksiyon söz konusuysa, hastaneye yatmanız gerekebilir. Doktorunuz yüksek dozda kortikosteroid önerecektir. Bu ilaç, semptomların kontrol altına alınmasına yardımcı olur. 24 veya 48 saat boyunca alınan yüksek dozda kortikosteroid tedavisine, sonraki birkaç gün veya hafta düşük dozlarda devam edilmesi gerekebilir.

Belirli ilaçlarla tedavi henüz olanaksızdır. Ancak, belirtilere göre tedavi uygulanmalıdır. Etin trişinli olduğu sap­tanır saptanmaz mide ve bağırsakların temizlenmesi ve özel maddelerle yıkanması yararlı olabilir.Korunma: Etlerin çok iyi kontrol edilmesi gereklidir. En küçük bir kuşkuda eti 100 derece ısıda pişirmekte yarar var­dır. Tütsü ve tuzlama, etlerde bulunan trişinlerin öldürülmesini sağlamaz