Şifonyer modelleri, çeşitleri seçimi

Ocak 14th, 2010 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik No Comments »

Şifonyer modelleri  alırken şifonyer çeşitleri arasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini biliyor musunuz? Odanızda kullandığınız alanda bir darlık ve eşyalarınızda bir bolluk varsa sizi bu durumdan kurtaracak olan şeylerin başında şifonyerler gelmektedir. Bir çok amaca hizmet eden bu eşyalar adeta bir kurtarıcı vaifesi yapmaktadır. Tabi bu kurtarıcıyı alırken daha da kullanışlı bir hale getirmek sizin seçiminize bağlı olacaktır.


şifonyer modelleri

Seçiceğiniz şifonyer modelleri yüksekliği, çekmece sayısı, çekmecelerin yüksekliği önemli detayların başında gelmektedir.

Şifonyerler de çekmece sayısı ne kadar çok olursa o kadar çok eşyanızı içine alacak ve ortalıktan bir çok dağınıklık kalkacaktır. Çekmecelerin yüksekliği içine koyacağınız eşyalara göre değişebilir. Örneğin kazaklar vb. şeyler için daha derin çekmeceleri tercih etmelisiniz. Ayrıca şifonyerinizin üstünü kozmetik eşyalarınız koyabileceğiniz bir makyaj masası haline getirebilir takı kutularınızı, parfümlerinizi koyabilirsiniz. Burda ki öneli detay eğer şifonyerinizi bu amaç içinde kullanacaksanız fazla yüksek olanını seçmemelisiniz. Yani bel boyunuzu geçmemesi gerekiyor.


şifonyer çeşitleri

Şifonyerlerin çekmeceleri yumuşak açılıp kapanmasına dikkat edilmesi gerekir. Ahşap dar çatılı kızaklar doğru tercihtir. Şifonyer çekmecelerdeki ahşap topuzlar şık dursada düşme halinde görüntüsü bozulabilir.

Kaynak :
Şifonyer modelleri, çeşitleri seçimi


Banyo dolapları, duşakabin ve fiyatları

Ocak 6th, 2010 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik No Comments »

Günümüzde banyo dolapları ve duşakabin modelleri seçenekleri oldukça artmış durumda. Bu artışa paralel olarak duşakabin ve  banyo dolabı fiyatları da farklılık göstermektedir.

Kozmetik ürünleriniz, havlularınız gibi hijyen gerektiren banyoda kullandığınız meteryalleri koyabilmek için banyolardaki dolapların önemi çok büyüktür. Hele ki banyonun küçük olması durumunda yaşanan sıkıntılar çok fazladır.

banyo dolapları
Banyo dolapları modelleri

Banyo dolabını seçereken kullanılan malzemenin kalitesi de bir hayli önemlidir. Cilt sağlığınız tehlikeye sokulmaması adına cam, plastik veya metal malzemeler kullanılmalıdır. Banyo dolaplarında kapladığı alan, malzeme, işçilik tasarım gibi şeler fiyatlarını değiştrebiliyor.Kalitesiyle doğru orantılı yükselen fiyatlar, dolap üzerindeki dekoratif öğelerle bu oranı daha da yükseltiyor.

duşakabin modelleriduşakabin modelleri
Duşakabin modelleri

Banyonun alanına göre dolap ve sığıyorsa küvet yerletirilebiliyor ama küvetin sığmadığı durumlarda duşakabin devreye giriyor. Farklı boyutlara sahip olan duşakabinler alanda küvete nazaran daha az yer kapladığından mobilyalara daha geniş yer ayırılabiliyor.

Duşakabin fiyatları hızla gelişen ve çoğalan firmalar sayesinde bütçeye uygun olabiliyor. Bu biraz da tercih ettiğiniz ekipmalara bağlı. Duşakabin alternatifleri çoğaldıkça fiyatlarda yükseliyor.

Sık duş alan ve geniş bir aileye sahip iseniz tercihiniz duşakabinden yana olacaktır. Hijyenik, ekonomik, kuru zemin sağlayan duşakabinler farklı tasarımlarıyla göz alıyor. Modern yaşamda küvete nazaran duşakabinlerin tercihi bir hayli yüksektir. Ayrıca duşakabinlerdeki farklı renklerlede banyonuzda uyumu yakayabilirsiniz.

Related posts:

  1. Duşakabin Anthropos kompakt duş sistemi Kompakt duşakabin sistemleri, birden çok fonksiyonlarının bulunması, modern görünüşleri ve…
  2. Tek parça modüler banyo Hiç tek parça modüler bir banyo aklınıza gelirmiydi. Avusturya’lı tasarımcıların…
  3. Gösterişli banyo dolapları Banyo dekorasyonu nu gösteren en önemli parçası olan banyo dolapları…
  4. Mutfak ve banyo birarada Mutfak ve banyonun bir arada kullanıldığını ilk defa görenlerdenim. Sanırım…
  5. Modern beyaz banyo Modern beyaz banyo. Beyaz saf ve sadeliği temsil eder. Tıpkı…

Kaynak :
Banyo dolapları, duşakabin ve fiyatları


Tiroid hastalıkları

Aralık 14th, 2009 admin Posted in Bilgi, Dekorasyon, Hastalık, Kozmetik, Sağlık, Yapı No Comments »

Tiroid bezinin işlevleri kalıtım, radyasyon, iyot eksikliği, yaşlanma gibi faktörlere bağlı olarak bozulabiliyor

Acıbadem Hastanesi uzmanları tarafından hazırlanan sağlık rehberinden faydalanarak günümüzün ciddi sorunlarından bir olan troid konusunu inceledik:

Gırtlağın ön tarafında bulunan tiroid bezi salgıladığı hormonlarla, vücuttaki tüm organların işleyişini ve metabolizmasını etkiliyor. Ancak kalıtım, mikroplar, yaşlanma, ısı değişiklikleri, iyot eksikliği ya da fazlalığı, radyasyon, kullanılan ilaçlar ve kanser gibi faktörler tiroid bezinin çalışmasını bozuyor. Tiroid beziyle ilgili sorunlar Türkiye için ciddi bir sorun. Farklı illerde okul çağında yapılan taramaların sonucuna göre tiroid hastalığının görülme sıklığı yüzde 5 ile yüzde 56 arasında değişiyor. Tüm endokrin hastalıklar gibi tiroid hastalıkları da kadın hastalarda daha sık görülüyor. Yaşa bağlı olarak da tiroid hastalığının sıklığı artıyor.

Belirtileri neler?

Tiroid bezinin çalışmasıyla ilgili sorunlarda hastaların boyun ön kısmında bir şişlik ve nadir olarak ağrı, boğazda baskı hissi, ses kısıklığıyla hekime başvurduğu söylenmektedir. Bazen şişlik hasta yakınları tarafından farkedilir ve kendisinin bir şikayeti olmaz. Bu durum çoğunlukla tiroid bezi büyümesine, yani guatra bağlıdır. Ağrı ise tiroid iltihabına veya tiroid içine kanamaya bağlı olabilir.

Hipotiroidi ve hipertiroidi

Tiroid bezinin çok farklı hastalıkları olabiliyor. Ülkemizde en sık görülen biçimi guatrın büyümesi ya da tomurcuklanması. Bu hastaların tiroid tümörleri açısından araştırılması gerektiği belirtiliyor.

Hipotiroid hastalar ciltte kuruluk, saçlarda kabalaşma, yüzde ve vücutta şişlikler, üşüme, uykuya eğilim, kabızlık, kadınlarda adet düzensizlikleri, seste kalınlaşma ile başvurabilirler. Hipertiroidi ise aşırı tiroid hormonu salgılanması sonucu görülür. Hastalar iştah artmasına rağmen kilo kaybı, çarpıntı, terleme, sıcağa tahammülsüzlük, titreme, bağırsak hareketlerinde süratlenme, adet düzensizlikleri, uyku bozukluğu ve sinirlilik yakınmaları ile gelebilirler.

Tanıda kullanılan testler

Tiroid hastalığından şüphelenildiği durumlarda öncelikle hastanın hastalık öyküsü alınıyor ve ayrıntılı muayene ediliyor. Kanda tiroid hormonlarının düzeylerinin tayininin yanısıra ultrasonografi, sintigrafi olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi, tiroid bezinden ince iğne ile örnek alınması başlıca tanı yöntemleri olarak kabul ediliyor. Tiroid hormonları veya tiroid hormon yapımını engelleyen ilaçların tedavide öncelikle kullanıldığı belirtiliyor.

Kansere dönüşme ihtimali

“Kanser olur muyum?” sorusu tiroid hastalığı olan birçok hastanın kafasını kurcalayan bir soru. Mevcut bir guatrda kanser saptanmaz ise genelde bu bezde sonradan kansere dönüşme gözlenmiyor. Tiroid kanserleri çoğunlukla çok iyi seyrederler. Tedaviye çok iyi yanıt verirler ve hastanın yaşam süresini etkilemezler. Tiroid kanserleri, tüm tiroid hastalıklarının binde birini oluşturmaktadır. Tiroid kanserini kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla görüyoruz. Vücudun diğer organlarında görülen kanserlere göre oldukça iyi bir seyir gösteriyor. Boyun bölgesinin dıştan ışın alması tiroid kanseri riskini artırıyor. Ancak radyoaktif iyot tedavisi bu riski artırmıyor. Tiroid bezinin hızlı büyümesi kanser açısından şüphelenilmesi gereken bir durum olarak değerlendiriliyor. Erken dönemde hiçbir problemi olmayan ele gelen nodüller görüldüğüne işaret ediliyor.

Geç dönem bulgusu, sert guatr, bazen boyunda hissedilen lenf bezleri, yemek borusuna kadar kanser yayılmışsa yutma güçlüğü, nefes alma güçlüğü, ses kısıklığı gibi belirtiler görülebilir. Tiroid kanserinin erken tanısında ultrasonografi ile belirlenen nodüller değerlendirilir. Tiroid sintigrafisinde tespit edilen soğuk nodül varlığında nodüllere uygulanan iğne biyopsisinde alınan örneklerin laboratuvarda değerlendirilmesinden sonra tanı konulabilir. Erken tiroid kanserlerinin çoğunluğu şüpheli nodüllerin varlığı sonucu verilen ameliyat kararlarından sonra tespit edilebiliyor. Tiroid kanserinin tedavisi cerrahidir. Tiroid bezinin uygun şekilde doku bırakmaksızın temizlenmesi gerekiyor.

Tiroid hastalıklarının ameliyatla tedavisi

Tiroid kanserleri dışında, kozmetik nedenler, tiroide bağlı olarak yutma güçlüğü ve nefes alma probleminin ortaya çıktığı, ses kısıklığı geliştiği durumlarda ameliyat tercih edilebiliyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hipertiroid durumunda, şüpheli tiroid bezi nodüllerinde ve hastanın görüntü olarak rahatsızlık duyduğu durumlarda hastaya ameliyat önerilebiliyor.

Tiroid bezi yapısal olarak iki adet lobdan oluşur. Bu nedenle her iki lop ayrı ayrı değerlendirilerek ameliyatı planlanır. Hastanın durumuna göre her iki lobun tamamen alınmadan her iki loptan biraz doku bırakılarak ameliyat yapılabilir. Bazen de bir taraf tamamen çıkarılır diğer tarafta biraz doku bırakılır. Tümör söz konusu olduğunda ise her iki lobun da çıkarılması gereklidir. Ameliyatta hastanede kalış süresi maksimum iki gündür. Genellikle hastalar ameliyattan bir gün sonra taburcu edilir. Bir hafta içinde normal hayata dönebilirler. Tiroid hastalarının ameliyattan sonra iyi takip edilmesi gerekir. Kontrollere gelmeyen hastalarda operasyon sonrasında tekrarlama ya da hormon eksikliğine bağlı problemler gelişebilir.

Ameliyatın riskleri

Ameliyattan önce hekimin hastayı çok iyi bilgilendirmesi ve hastanın da ameliyat ve sonrasıyla ilgili merak ettiği konuları hekiminden öğrenmesi gerekiyor. Tiroid ameliyatlarının uzman ellerde başarısının yüzde 100’e yakın olduğunu söylenmektedir.

Tiroid bezi, boyun ön duvarındaki çok önemli damar ve sinir yapıları ile komşuluk içindedir. Ameliyatın bu yüzden büyük bir dikkatle yapılması gerekir. Önemli sinirlerle komşuluk içinde olduğu için bu sinirlerin kesilmesi ya da yaralanmasıyla hastalarda ameliyat sonrasında nefes darlığı, hiç nefes alamama, ses kısıklığı, ses çatallaşması, ses yorgunluğu yüzde 1’den daha az oranda görülebilir. Ayrıca vücudun kalsiyum metabolizmasını düzenleyen paratiroid bezleri tiroid dokusuyla yakın komşuluğu nedeniyle yanlışlıkla çıkartılır veya kanlanması bozulursa özellikle ellerde ayaklarda ve yüzde uyuşukluk ve kasılma şikayetleri gelişir. Bu problemin görülme oranı da binde 5 ile yüzde 3 arasında değişir.

Hipotiroitin belirtileri

Tiroit bezinin az çalışmasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlarü
Çabuk yorulma
Soğuğa hassasiyet
Kilo alma
Kabızlık
Seste değişiklik
Göz kapağında ödem
Ciltte kuruluk, solukluk
Nabzın düşük olması
İş gücü kaybı
Dikkat kaybı

Hipertiroitin belirtileri

Tiroit bezinin fazla çalışmasına bağlı gelişen sorunlar
Kilo kaybı
İshal
Sıcağa tahammülsüzlük
Terleme
Saç dökülmesi
Huzursuzluk
Korku
Uyku bozukluğu
Yutma güçlüğü

Tanı yöntemleri

Hastalık öyküsünün alınması
Muayene
Tiroid hormonu tayini
Ultrasonogragi
Sintigrafi
Biyopsi


Güzel ve genç görünmek için Estetik

Aralık 6th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Estetik, Kozmetik, Yapı No Comments »

estetik

Prof. Dr. Kışlaoğlu, kadın ve ya erkeklerin; güzel, ve genç görünmek için estetiğin imkânlarından yararlandıklarını ifade etti.

Konu yüzümüz oldugunda genc ve güzel görünmek adına her operasyona evet deriz ama boyun ve göğüs deoklte bölgesi oldugunda her kadın aynı fikirde degil

Günümüzde estetik cerrahinin sunduğu imkanlarla bir insanı baştan başa yenilemek mümkün. Kadınlar artık yüz estetiğinin yanı sıra, yaşı ortaya çıkaran boyun, dekolte, el ve bacaklara yapılan estetik işlemlere de ilgileniyor

CİLT SIKILIĞINI KAYBEDER

Kışlaoğlu dekolte estetiği ile ilgili olarak şunları kaydetti: ”Zamanla sıkılığını kaybeden cilt zararlı güneş ışınları ve yanlış kullanılan kozmetik ürünleri ile sarkmış, çizgi çizgi olmuş ve lekelenmiş bir görüntüye bürünür. Bayanlarda boyun estetiği ne kadar önemli ise, dekoltenin de güzelliği ve estetik duruşu da aynı şekilde önemlidir. Yaşı kaç olursa olsun kadınlar dekolte giymeyi severler. Belli bir yaştan sonra bacaklarını, kollarını beğenmeyip saklasalar bile, dekolteden hoşlanmaya devam ederler.”

4 FARKLI YÖNTEM VAR

1) DOLGU

Dekolte estetiğini daha çok orta yaş grubun tercih ettiğini belirten Kışlaoğlu, “Bu bölgedeki deri elastikiyetinin bozulmasıyla oluşan sarkma ve ince kırışıklıkları özel dolgu maddeleriyle doldurarak daha gergin ve pürüzsüz bir bölge elde ediyoruz” dedi.

2) PEELING

Ciltteki ölü tabakayı atarak, taze ve lekesiz bir cildin oluşmasına imkan veren küçük peeling ajanları ile derinin canlanmasını sağlayarak, elastikiyetini artıracak işlemler uygulanıyor. İleri derecede artmış çizgilenme varsa yağ enjeksiyonları yapılıyor.

3) GÖĞÜS ESTETİĞİ

Dekolte problemleri meme kaynaklıysa, her iki meme birbirine çok bitişikse bu dekoltenin görüntüsünü de bozuyor. Bu durumda iki memeyi birbirinden uzaklaştırıcı ameliyatlar yapılarak, dekoltenin güzel olmasına yardımcı olunuyor.

4) BOTOKS VE YAĞ ENJEKSİYONU

Son on yıl en çok rağbet gören uygulaması olan botoks sadece yüzde değil dekolte ve boyun bölgesinde de başarıyla uygulanıyor. Botoks dekoltenin daha gergin görünmesini sağlıyor, yağ enjeksiyonuyla da çizgiler yok ediliyor.

İkili uygulamayla derin kırışıklıklar hariç pürüzsüz ve genç bir cilt elde ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, “Yüzle birlikte dekolte ve boyna yapılacak botoks işlemiyle kadınlar gençliklerini yakalayabilirler” dedi.

ESTETİK KİMLERE YAPILIR, NASIL UYGULANIR?

Dekolte bölgesindeki tüm çizgilenmelerin bayanlar için gerçekten rahatsız edici bir görüntü yarattığını belirten Prof. Kışlaoğlu, yüze yapılan estetikle simanın gençleştiğini fakat boyun ve dekolte bölgesindeki leke ve kırışıkların yaşı ortaya çıkardığını ifade etti. Ayrıca dekolte bölgesinde oluşan yağ birikmesi ile bu bölgeler de meydana gelen elastikiyet kaybı sebebiyle, derinin zamanla aşağı doğru inerek vücutta dikkat çeken kötü bir görüntü oluşturduğunu açıkladı.

Dekolte estetiği uygulamasını aşama aşama anlatan Kışlaoğlu, bu uygulamanın orta yaş ve üzeri kişiler de uygulanması gerektiğini söyleyerek ayrıca dış etkenlerden dolayı yara ve ya yanık izi kalmış kişilerde de başarılı sonuçlar alındığını kaydetti.

OPERASYON SONRASINDA AĞZI VE İZ KALIR MI?

Dekolte bölgesine uygulanan işlemler sırasında çok fazla ağrı olmadığını ve iz de kalmadığını belirten Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, “Fakat bu konuda işlemi yapacak olan hekimin estetik müdahalelerdeki uzmanlığı çok önemlidir” dedi. Dekoltede kadınların en çok şikayet ettiği konulardan biri de güneş lekeleri.

Bilinçsiz güneşlenme ve kullanılan kozmetik ürünlerinin yan etkileriyle gitgide büyüyen lekeler için dekolteye deriyi soyucu işlemler yapılıyor. Küçük peelingler yapılmasıyla lekeler giderilerek daha düzgün bir yüzey elde edilmesi mümkün oluyor. İleri derecede olan lekeler tıraşlama yöntemiyle gideriliyor. Ayrıca özel lazer uygulamaları ile de bu sorun ortadan kaldırılıyor. Bütün bu yöntemler sonrasında dekolte bölgesine yapılacak rutin bakımlar, kremler ve doğru ürün kullanmak bir daha sorun oluşmamasına da imkan veriyor.


Kırışıklığı engelleyen yiyecekler

Aralık 4th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik No Comments »

yiyecek

Cilt bakımınızı sadece kozmetiklerle yapmak yetmiyor yediklerimize ve beslenmemizede dikkat etmeliyiz

– Somon, beyaz etli balık, kabuklu deniz ürünleri, tavuk, hindi, ıspanak, kuşkonmaz, lahana, sarımsak, brokoli, karnabahar, rezene, yulaf, tüm baklagiller, arpa, esmer buğday, zeytinyağı, yumurta, az yağlı süt, ceviz, fındık, badem, fıstık gibi sert kabuklular ile kiraz, yeşil elma, kavun, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali, avokado ve portakal gibi meyvelerin kırışık önleyici olduğunu belirtilmektedir.

– Soya fasulyesi ve yer elması da içerdiği bitkisel östrojen sayesinde cilde parlaklık vermekte ve cildin gerginliğini sağlamaktadır.

– Omega-3, bir diğer ismiyle ‘alfa linolenik asit’ için yağlı balıklar (somon, ton, uskumru), ceviz, badem, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu ve yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir.

– Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden dışarıya çıkışını sağladığı için her gün mutlaka 8-12 bardak su içmelidir.

– Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içerdiği için Yeşil çay tüketimi arttırılmalıdır.

– Yeterli uykuyu almak için 7-8 saat uyunmalıdır.

– Vücudun iyi kaliteli proteinlere ve doğru yağlara ihtiyacı vardır. Yüksek kaliteli protein tüketmemek, hücrelerin bozulmasına ve vücudun onarma işleminde yetersiz kalmasına yol açtığı için bu nedenle özellikle yüksek kaliteli protein içeren balık/tavuk/hindi tüketilmelidir. (yağsız kırmızı et yer almıyor önerilerde!)

– Yeşil ve turuncu renkli sebzeler vücudun A vitamini seviyesini yükseltmekte, böylece cilt hücreleri güçlenip, ten daha canlı ve parlak olmaktadır.

– Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.

– Doymuş yağlardan uzak durulmalı (margarin, tereyağı) ve doymamış yağlar (zeytinyağı, kanola, soya, mısırözü) tercih edilmelidir.

– Genç görünmek için yüksek glisemik yüklü karbonhidrat olan sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, mısır, makarna, pilav ve ekmek gibi yiyeceklerden uzak durulmalı onun yerine kan şekerini yavaş yükseltip insülini az uyaran kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.


Gülün cildimize faydaları

Aralık 2nd, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik, Yapı No Comments »

gul

Bir efsanede gülün ilk keşfedilişi söyle anlatılır afrodit gülü farkeder ve görüntüsünden büyülenir çiçegi koparırken eline dikeni batar ve kan ı ile gülün rengi kırmızıya döner.Tam o anda Afrodit, Aşk Tanrısı ile karşılaşmış ve çiçekten etkilenen Aşk Tanrısı, çiçeği öperek onu sonsuz aşkın sembolü olan bir koku hediye etmiştir.

GÜL SUYU İLE NEMLENİN

Kozmetik sektörüne ilham kaynağı olan gül, güzelliğin en büyük eseridir. Son yıllarda doğal olana yönelmek büyük rağbet görmeye başladı. Gülsuyu da bunlardan birisidir. Kleopatra’nın bile gözdesi olan gül, kozmetik alanında pek çok işleve sahip. Gülsuyu ile cildinizi temizleyebilirsiniz. Üstelik hassas ciltlerin bile rahatlıkla kullanabileceği gülsuyu, hem kızarıklıkları yok ediyor, hem cildin nem yapısını düzene sokuyor.

KIRIŞIKLIKLARA YABANGÜLÜ
Maske ve ampul şeklinde bulabileceğiniz yabangülü yağı, özellikle kuru ciltlerde muhteşem sonuçlar çıkarıyor. Yoğun bir bakım uygulayarak, hücre yenilenmesini hızlandırıyor ve kuruluktan kaynaklanan küçük kırışıklıkları düzeltiyor.
GÖZ ALTI ŞİŞLİKLERİNE

Gözaltınızda şişlikler ve morluklar varsa, gül özleri içeren göz jelleri ile bu soruna çözüm bulabilirsiniz. Gözleriniz tahriş olmuş ve sulanıyorsa, göz kapaklarınızın üzerine, gülsuyu dökülmüş pamuklar koyun. Bir anda rahatladığını hissedeceksiniz.

STRES VE SIKINTININ İLACI

Gül kokusu, en iyi aromaterapilerden birisidir. Sıkıntı ve stresi yok eder, ağrılara iyi gelir. Hafif afrodizyak etkisi yaratır. İnsanın teninin ısısıyla birleşince, hafiflik yaratır. Bu yüzden parfümlerde kullanılır. Gül yağını vücudunuzda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Teninizin kuruyan bölgeleri yumuşar, canlanır ve hücre yenilenmesi oluşur. Pek çok yaşlanma geciktirici kremin içinde bulunan bu yağ, saf olarak da satılır. Birkaç damlasını banyo suyunuza katarak, cildinizi zararlı dış etkilerden korumuş olursunuz.


Doğal Cilt Bakım Önerileri

Aralık 2nd, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik, Sağlık, Yapı No Comments »

dogal-cilt

Makyaj malzemelerinizin tadı nasıl?  Tonik, temizleme ürünü, deodorant veya rujdan bahsediyor neden mi cünkü vucudumuz bunları yer ve bu durumda da bunları cildimize surup surmeme konusunda oturup biraz düsünmemiz gerekiyor  . Cildimiz aracılığı ile de besinleri ve toksinleri tüketiriz ve bunlar yediklerimizden çok daha zararlı olabilirler. Sindirim ortamımız yediğimiz bazı kimyasallar dolayısıyla bozulur. Bu kimyasallardan bazıları cilt yoluyla doğrudan lenf sistemi, dolaşım sistemi ve hücrelere girerler…

Kimyasal kokteyl Önerileri
Pek çok cilt bakım ürünü petro kimyasal ve diğer zararlı malzemelerden yapılmış katkı maddeleri ihtiva eder. En sağlıklı olanları bile raf ömrünü uzatmak için koruyucu ihtiva eder. Bunlar cildimizdeki hem faydalı hem de zararlı bakterileri öldürür ve aynı zamanda cildi bozabilir. Bu seçeneklerin hiçbiri sağlıklı değildir. Bunlar ciltteki gözenekleri tıkar, toksinlerin temizlenmesini önler ve sağlığı tehlikeye atar.

Cildin gıdası
Vücudumuzun diğer kısımları gibi cildimizin de sağlığı büyük bir ölçüde ne yediğimizle ilişkilidir. Bu nedenle hem iç hem dış arınma ve temizlik için gıdalar en besleyici toniklerdir. Bunlar pahalı değildir ve ayrıca artanları yiyebilirsiniz. Çünkü bunları mutfağınızdaki malzemelerden hazırlar ve çabucak kullanırsınız.

Tonik Önerileri

Birçok bitkisel çay aynı zamanda iyi birer toniktir. Özellikle de ısırgan otu, nane, papatya ve adaçayı. Bu çayları bir miktar filtre edilmiş suda demlenmeye bırakın ve daha sonra spreyli bir şişeye koyarak yüzünüze püskürtün. Yeşil çay yüksek oranda antioksidandır. Kuşburnu ise zengin bir C Vitamini kaynağıdır ve cildimizdeki kolajeni artırır.

Cilt ve saç nemlendirici Önerileri

*Ekstra virgin yağlar kuru cilt ve saç için mükemmel bir nemlendiricidir.

*Hindistan cevizi, badem, kabak çekirdeği yağı da özellikle iyidir. Bunlar kuru cildi dinlendirir ve besler, saça da sağlıklı ve doğal bir parlaklık verirler.

*Buğday çimi suyu saçı ve saç derisini besleyerek beyazlaşmayı önleyebilir.

Maske Önerileri

*Avokado maskesi kuru ciltler için en iyi toniktir. Avokado bol miktarda E vitamini ve faydalı yağlara sahiptir. Cildinizi canlandırmak için avokadoyu bir kaç damla portakal veya limon suyu ile ezin ve cildinize uygulayıp biraz dinlenin. 20 – 30 dakika kadar sonar yıkayın.

*Rendelenmiş salatalık maskesi yağlı cildi tazeler. Yüzünüze sürün, nemli bir havlu ile kapatın ve dinlenin.

Yüze sürülecek Önerileri
5 kapsül yüksek potansiyelli, bitki bazlı sindirim enzimini bir miktar organik balla karıştırın. Yüzünüze sürün ve 20 dakika bekletin. Bu enzimler ölü hücreleri ve gözeneklerinizi tıkayan diğer maddeleri temizlerken cildinizin hafifçe karıncalandığını hissedeceksiniz. Cildiniz yumuşacık ve parlak olacak.
Kırışıklara karşı
Yüzdeki sarkmalara karşı aloe vera doğal bir onarım sağlar. Taze yapraklarından elde edilen jöle kıvamındaki öz en iyisidir. Yarım saat kadar veya gece boyunca cildinizde beklettikten sonra yıkayın. Cildinizi kaldıracak, ciltteki yorgunluk ve sarkmaları hafifletecektir. Aynı zamanda güneş yanığı gibi yanıklara da iyi gelir. Böyle durumlarda acı veya kızarıklık geçene kadar yanık bölgeye düzenli olarak uygulayın.

Temizleyici Önerileri
Sabunların çoğu cildi kurutur ve ideal asidik pH’ına zarar verir. Bunların alkalize edici içeriği cildin doğal yağını bozar ve bakteri ve virüslere karşı bu doğal korumayı tehlikeye atar.

*Bir tülbent veya çorabın içine yulaf koyarak yüzünüzü yıkayın, kuru ciltlere nemlendirici bir temizlik sağlar.

*Limon harika bir sabun malzemesidir ve vücudun fazla yağlarını alır. Limon suyunu suyla seyreltin ve bir pamuk parçası ile cilde uygulayın. Ya da yumuşak bir süngerle cildinize sürün ve durulayın.

*Buğday çimi suyu veya yeşil yapraklı diğer sebzelerin suları mükemmel temizleyicilerdir ve son derece besleyicidir. Bu şekilde tüketilen klorofil cilde oksijen sağlayarak ışıltı verir. Sebze suyunu posasıyla cildinize sürün ve daha sonra durulayın. Kalan suyu içmeyi de ihmal etmeyin.

Ovma işlemi

*Kuru mercimek, pirinç, fasulye veya kabuklu yemişler cildi ovmak için mükemmeldir. Bir öğütücüde bunları çekin ve bir miktar sıvı (örneğin filtre edilmiş su, sıvı yağ, bal, ot çayı, yeşil çay) katarak krem kıvamına gelene kadar karıştırın.

*Cildinize bir pamuk yardımı ile uygulayacağınız elma sirkesi fazla yağın parçalanmasını sağlar.

*Tohumlar ve kabuklu yemişler cildi nazikçe temizler ve besin sağlar. Bir kahve öğütücüsünde iki yemek kaşığı veya daha fazla kavrulmamış organik ay çekirdeği, susam ve bademi öğütün. Eşit miktarda 1-2 yemek kaşığı suyla krem kıvamına gelene kadar karıştırın.

*Buğday çimi ve yulaf da ciltteki ölü deriyi temizlemek için yumuşak bir temizleyici olarak kullanılabilir.

Hiçbir şey bol su içmekten daha iyi değildir!

Sonuç
Kısaca cilt bakımı için doğruca eczane ya da kozmetikçilere gitmeyin. Öncelikle buzdolabınızı veya erzak dolabınızı bir gözden geçirin. Bu harika gıdalarla yalnızca cildinizi değil vücudunuzu da beslemeyi unutmayın. Güzellikte hem iç hem dış bakımı ihmal etmeyin. Böylece cildiniz ve siz mutlu olacaksınız


Polenin kullanıldığı alanlar

Kasım 26th, 2009 admin Posted in Dekorasyon, Kozmetik No Comments »

polen1

İlaç sanayiinde:Prostat problemlerinde, Alerjik vakalarda Astım tedavisinde.
Yiyecek sanayiinde: Gıda desteği (Food supplement)
Hasta, çocuk, yaşlı ve düşkünlerin beslenmesinde.
Arı kolonilerinin beslenmesinde.
Bombus arılarının beslenmesinde.
Yarış atlarının beslenmesinde.
Kozmetik sanayiinde.
Polinasyon çalışmalarında.
Çevre kirliliği çalışmalarında.


Ev kokuları ve ev kozmetiği

Kasım 25th, 2009 admin Posted in Bilgi, Dekorasyon, Kozmetik No Comments »

Huzurlu bir ev ortamı için evinizde kokularla yaratabileceğiniz farklılıklar hakkında kısa bilgiler paylaşacağız. Öncelikle her evin bir havası vardır ancak siz değişik kokular yardımıyla evinizde kendinizden bir hava oluşturabilirsiniz.

Ferah bir ortamda hafif rahatlatıcı kokuların esintisini hissetmek ve hissettirmek isterseniz, lavantanın büyüsünü tercih edebilirsiniz. Lavanta kokusu, doğal rahatlatıcı olmasının yanı sıra, banyolarınız için de idealdir. Ancak genelde yatak odasında kullanılır.

Vanilya kokusuyla, evinizde temizlik ve tazeliğin sizde yarattığı esintiyi hissedeceksiniz. Oda spreyleri olduğu gibi, mumları da mevcuttur ve dinlenmeniz için bire bir bir kokudur.

Romantik bir akşam yemeği için elbette şık bir masa, güzel yemekler ve hoş bir ortam gerekli. Fakat bunlar tek başına yeterli olmaz. Dekorasyonunuzdaki zevke göre ortamda uygulayacağınız gül yaprağı demetleri vb değişik aksesuar özelliklerinin yanı sıra, ortamda kullanacağınız tarçın kokusu, doğal ve romantik bir akşam için idealdir. Bunun yanı sıra sandan ağacı kokusu da baştan çıkarıcı niteliklere sahiptir. Bu kokuları tütsü yardımıyla elde etmeniz mümkün.

ev kozmetik
ev kozmetik ürünleri

Evinize ılık bir mevsim getirmek mi istiyorsunuz? Misafirleriniz geldiğinde ortamdaki ferah ve baharımsı kokuyu hissetsin, mutluluk veren duygulara kapılsın diyor musunuz? Öyleyse portakal, limon, mandalina, bergamot kabuğu gibi meyve kabuklarını yanan mumun yanına koyarsanız, mekanınızın havası anında değişecek ve sizi de mutluluğa sürükleyecektir.

Yunanlılarda eskiden süregelen bir inanış varmış. Biber kokusu İnsanı ders çalışmaya teşvik eder ve zihnini açarmış. Bu günümüzde de ispatlanmıştır ve okaliptüs bitkisinin kokusu ve biber kokusu, insanı çalışmaya yönelten taze kokular arasındadır.

Kaynak :
Ev kokuları ve ev kozmetiği


Ev için Kozmetik ve Kokular

Kasım 25th, 2009 admin Posted in Kozmetik No Comments »

Huzurlu bir ev ortamı için evinizde kokularla yaratabileceğiniz farklılıklar hakkında kısa bilgiler paylaşacağız. Öncelikle her evin bir havası vardır ancak siz değişik kokular yardımıyla evinizde kendinizden bir hava oluşturabilirsiniz.

Ferah bir ortamda hafif rahatlatıcı kokuların esintisini hissetmek ve hissettirmek isterseniz, lavantanın büyüsünü tercih edebilirsiniz. Lavanta kokusu, doğal rahatlatıcı olmasının yanı sıra, banyolarınız için de idealdir. Ancak genelde yatak odasında kullanılır.

Ev için Kozmetik ve Kokular Vanilya kokusuyla, evinizde temizlik ve tazeliğin sizde yarattığı esintiyi hissedeceksiniz. Oda spreyleri olduğu gibi, mumları da mevcuttur ve dinlenmeniz için bire bir bir kokudur.

Romantik bir akşam yemeği için elbette şık bir masa, güzel yemekler ve hoş bir ortam gerekli. Fakat bunlar tek başına yeterli olmaz. Dekorasyonunuzdaki zevke göre ortamda uygulayacağınız gül yaprağı demetleri vb değişik aksesuar özelliklerinin yanı sıra, ortamda kullanacağınız tarçın kokusu, doğal ve romantik bir akşam için idealdir. Bunun yanı sıra sandan ağacı kokusu da baştan çıkarıcı niteliklere sahiptir. Bu kokuları tütsü yardımıyla elde etmeniz mümkün.

ev kozmetik
Ev için Kozmetik ve Kokular

Evinize ılık bir mevsim getirmek mi istiyorsunuz? Misafirleriniz geldiğinde ortamdaki ferah ve baharımsı kokuyu hissetsin, mutluluk veren duygulara kapılsın diyor musunuz? Öyleyse portakal, limon, mandalina, bergamot kabuğu gibi meyve kabuklarını yanan mumun yanına koyarsanız, mekanınızın havası anında değişecek ve sizi de mutluluğa sürükleyecektir.

Yunanlılarda eskiden süregelen bir inanış varmış. Biber kokusu İnsanı ders çalışmaya teşvik eder ve zihnini açarmış. Bu günümüzde de ispatlanmıştır ve okaliptüs bitkisinin kokusu ve biber kokusu, insanı çalışmaya yönelten taze kokular arasındadır.

Kaynak :
Ev kokuları ve ev kozmetiği